Pınarhisar, Kırklareli'ne bağlı Eski İstanbul Yolu üzerinde bulunan bir ilçedir. Çok eski bir tarihe sahiptir. Pers Hükümdarı Darios M.Ö. 513 yılında çıktığı İskit Seferi'ne giderken, buranın zengin su kaynakları, doğa güzellikleri karşısında etkilenmiş, 600 bin kişilik ordusu ile kaynakların başında üç gün geçirmiştir. Bu anıyı dünyaya duyurmak, tarihe mal etmek için de bir anıt dikmiştir. Ancak bu anıtın Kaynarca'ya mı, Pınarhisar'a mı dikildiği tarihte tartışmalıdır. Yalnız o yıllarda Pınarhisar ve yöresindeki kaynaklar soğuk ve sıcak akıyordu. Trakyalılar yılda bir defa buraya gelir, şifa veren bu kaynaklarda yıkanır, hastalıklardan ve günahlarından arındıklarına inanırlardı. Kutsanmış olan bu kaynakların sularını alıp götürürlerdi. Hemen söyleyelim ki o zamanlar bu kaynaklar, TEAROS KAYNAKLARI olarak anılıyorlardı. Kaynaklar ve çevresi Trakyalıların sayfiye yeri idi.
Pınarhisar önemli bir yolun üzerinde bulunması nedeniyle Vize'den önce ilk Kontrol Merkezi, bir çeşit Karakol idi. Kaleler de bunun için yapılmışlardı. Kale sakinleri Pınarhisar ve yörenin hakimi idiler. Bizans ve Osmanlılar zamanında İlçe Merkezi'nin Batı yakasında olan bu kaleler savunma amaçlı olarak da kullanılmışlardır. Önem taşıdıkları durumlarda Pınarhisar zaman zaman İlçe Merkezi olmuş, zaman zaman da Nahiye (Bucak Merkezi) konumunda idari bir rol oynamıştır. Ama her zaman şehrin stratejik konumu ve önemi dikkate alınmıştır. İlçenin Istranca (Yıldız) dağları eteklerinde kurulmuş olması, zengin su kaynaklarının bulunması, ormanlarının gür olması yazın Deniz Serinliği verdiği için kervanlar, seyyahlar ve yolcular için Pınarhisar Osmanlı Sultanları'nın da ilgisini çekmiştir. Hep bir Sayfiye Yeri olarak görülmüştür.
Pınarhisar zaman zaman işgallere de uğramıştır. Bu yüzden yanmış, yıkılmış, tekrar imar edilmiştir. Son yüz elli yıl içersinde üç defa düşman işgali yaşamıştır. Bu işgaller sonucu İlçe Merkezi Askeri Konaklama Yeri olarak kullanılmıştır.
Pınarhisar halkı yerli ve Balkanlar'dan gelenler tarafından oluşmuş, kaynaşmış bir halktır. Bulgaristan ve Yunanistan'dan gelen göçmenler çoğunluktadır. Gruplar kendilerini geldikleri yerin adı ile tanıtırlar. Örneğin Langazalılar, Kırcalılar gibi… Buna rağmen Pınarhisar Olaysız bir yerdir. Çiftçilik, hayvancılık önde gelen geçim kaynağıdır. Çimento ve kireç fabrikalarının bulunması toplumda işçi kesimi oluşmasına neden olmuştur. İlçe Merkezinde eğitim Cumhuriyetten çok önce başlamıştır. Cumhuriyetin ilk yıllarına kadar çevre köylerden okumak isteyenler buraya gelmişlerdir.
Kaymakam Sadullah Koloğlu'nun yaptırdığı okul, "Bölge Yatılı Okulu" gibi bir hizmet vermiştir.
Pınarhisar son yıllarda köyleriyle birlikte hızlı bir gelişim ve değişim göstermekte, sosyal ve kültürel etkinliklerle Açık Toplum sürecine girmiş bulunmaktadır. Halkın genel bilgi düzeyi yükselmeye, ticari hareketlilik gelişmeye başlamıştır. Bunda yöneticilerle birlikte Yüksek Okul'un da rolü vardır. Fakat her şeyden önce Pınarhisar Romalılar zamanında yapılan dünyanın en uzun içme suyu yoluna sahiptir. Bu SU YOLU ile Tearos Kaynakları'nın suyu İstanbul'a götürülmüştür. Bu bağlamda Tearos Kaynakları Pers Hükümdarı Darios'un diktiği sütun ve Tarihin En Uzun Su Yolu olması nedeniyle turistik özellik taşır.
Pınarhisar benim ilçemdir. Tarihinde yer alan bu bilgileri güncelleştirmek istedim.
Bu Habere Henüz Yorum Yapılmadı. İlk Sen Ol