Önce Ahlak ve Maneviyet

Gelecegimizi düsünmek ve yapacagimiz hareketlere ona göre sekil vermek durumundayiz. Çünkü bugünler bizimse, gelecek çocuklarimizin ve torunlarimizindir ve onlara birakacagimiz ülkemizin nasilini düsünmek bizim evlatlarimizi düsünmemiz demektir.

Bugünümüzü sorgulamaya “önce ahlak ve maneviyat” açisindan ele almak istiyorum. Ahlak, insani yücelten erdemlerin basinda gelmektedir. Yaratan Allah’in her an bizleri murakabe ettigine inanan, yaptigi bütün isleri O’nun rizasini kazanmak için yapan, kendi hakkina razi ve baskalarinin haklarini gözeten insanlar yüksek ahlaka ermis olanlardir. Peygamberimiz Hazreti Muhammed (s.a.v) “Ben yüksek ahlaki kemale erdirmek için gönderildim” buyurmustur.

Ahlakin insanlara, küçük bir çocukken verilmesi, verilmeye çalisilmasi gerekir. Atalarimiz buna, “Agaç yasken egilir” demislerdir. Önce ailede anne ve babanin söylem ve hareketlerinde kullandigi degerler çocuklarin gönlüne ve kafasina kazinir. Daha sonra okul ile çevre ve etkin tanitim vasitasi gazeteler ve televizyon çocuklarimiza ahlakin verilmesinde önemli unsurlardir.

AHLAK VE AHLAKSIZLIK

Sunu hemen belirtmeliyim ki, yeryüzünde ve tarihler boyunca ahlak tek dir. O da Islam dan kaynaklanan ahlaktir, Islam ahlakidir. Adem (a.s) dan son peygamber Hz. Muhammed’e (s.a.v) kadar bütün peygamberler iste bu tek ahlakin örnegi ve önderi olmuslardir. Onun disinda ahlak var zannetmek en azindan ahlak’in ne oldugunu bilmemek, ahlaksizlik uçurumuna düsmektir.

1974 yilinda CHP-MSP koalisyon hükümetinin protokol hazirlama safhasinda MSP (Milli Selamet Partisi) tarafi okullara “ahlak dersleri konulacak” sartini getirirken, CHP tarafi da batili bir takim düsünür ve felsefecilerin ahlaklari da vardir diye karsi propaganda yapmislardi.

Bizim ve çocuklarimiz için insanlarin en mükemmeli ve “üsvetün hasene- en güzel örnek” olan Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v); “Her çocuk Islam fitrati üzerine dogar. Daha sonra ebeveyni (ana-babasi) onu Müslüman’sa Müslüman, Hiristiyan’sa Hiristiyan, Mecusi ise Mecusi yapar” buyurmustur.

Çocuklarimizin etrafini çevreleyen bütün esya ve canlilar, onlarin üzerende bir takim izler birakirlar. Bu esya ve canlilarin çocuk üzerinde müspet (olumlu) izler birakmasini saglamak önce ana-babaya, sonra da çevre olarak tanimladigimiz arkadaslarina, okul ve ögretmenlere, gazete ve televizyonlara düser. Çocugun her yönde bir ahlak numunesi (örnegi) görmesi, onlardaki güzel hasletlerin (özelliklerin) çocuga yansimasini saglayacaktir.

Içlerinde kiymetli bir zatin da bulundugu bir sohbet toplantisinda odaya bir küçük çocuk girer. Sohbeti yapan zat hemen ayaga kalkar ve çocugu karsilar. Sohbette bulunanlar bu olaya sasirirlar. Uygun bir zamanda kendisine: “Üstat, gelen çocuk için ayaga kalktiniz. Bunun sebebi nedir?” derler. O zat, “Çocuk, hayatinda yapmasi gereken hareketleri bizden görmezse bunlari baska nereden ögrenecek?” diye cevap verir.

Ahlak ve maneviyat, insanlarin temel ihtiyaçlarindan olan yemek yemekten, giyinmek için elbise ve ayakkabi tedarikinden, içinde oturacagimiz meskenlerden, fert ve toplumun mutlulugu için yapilacak siyasetten daha önce olmasi gelmesi gerekir.

Ekmegin topraktan sofralarimiza gelinceye kadar geçirdigi evrelerde çalisan insanlarin ahlak ve maneviyat ehli olmasi gerekir ki maliyet fiyati içerisinde lüzumsuz masraflar ve israflar bulunmasin. Yoksa 15 kurusa yiyecegimiz ekmek bize 50 kurusa mal olacaktir. Çünkü ahlak ve maneviyat insanlarin dürüst olmalarini saglayan yegane ölçüdür. Onun için 37 yildir çalismalarimizda sloganimiz, “gencin süsü, güzel ahlaktir” olmustur.

SIYASETTE AHLAK

Siyasette ahlak çok daha fazla öneme sahiptir. Siyaset, malin, canin, evlatlarin, irz ve namusun ve her seyin emanet edildigi çok önemli bir yerdir. Siyaset sahipleri, isterlerse bu degerlere sahip çikar, onlari korur, gözetir ve gelistirirler. Ve eger isterlerse bu degerlere önce kendileri musallat olurlar. Çünkü ellerinde yetki ve salahiyet vardir. Çikaracaklari kanunlarda, yönetmeliklerde, tebliglerde halkin mutlulugunu esas almak yerine bir kisim azinligin mutlulugunu esas aliyorlarsa orada ahlakin önemi daha açik görülecektir.

Halkimizin siyasetçi için söyledigi; “Onlar, bizim dert ve dileklerimizi sigara paketinin arkasina not ederler, pakette sigara bitince onu çöpe atarlar” böylece halkin dert ve dilekleri üzerinde ne kadar durduklarini ispat ederler seklindedir.

Siyasetçiler, okullara ahlak ve maneviyati derslerini koymuyor ve çocuklara ögretmiyorlarsa o çocuk bunlari baska nereden ögrenecektir? Ahlaktan yoksun yetisen çocuk bir müddet sonra önce evindeki annesine “kocakari” babasina da “moruk” demeye baslayacak, “moruk harçligimi artir, yoksa çeneni kirarim senin” diyebilecektir. Bu ters hareketler daha sonra hayatinin her safhasinda çevresindeki insanlara yansiyacaktir.

Hâlbuki ahlak çocuklarimizin, anne ve babalarina “annecigim,  babacigim” demesinin adidir. Bir ayette belirtildigi gibi, “Onlardan biri veya ikisi senin yaninda ihtiyarlarsa onlara of bile dememesi” gerektiginin adidir. Sonuçta, evlatlarimizi “evliya gibi...” ya da, “eskiya gibi...” yetistirmek basta bizim ve sonra da siyasetçilerin icraatlariyla yakindan ilgilidir.

                        nlaleli@mynet.com

 

Yorum Yazın

Bu Habere Henüz Yorum Yapılmadı. İlk Sen Ol