(dünün devami)
Bana göre isin en zor yani Babamin Arastadan aldigi hardalin pirinç havanda dövülmesi idi. Bu benim görevimdi, koyukahve renkli hardali havanda kan ter içinde kalincaya kadar döverdim. Hardaliyeye keskinligini hardal ve visne yapragi verir. Hardal çogaldikça hardaliyenin keskinligi artar. Hardaliyeye üzüme oranla %1.5 - %2.5 arasi hardal konur. siraya yakin keskin olmayan hardaliye için oran %1.5, normal keskinlikteki hardaliye için oran %2, keskin hardaliye içinse oran %2.5 tur. Biz ailece keskin hardaliyeyi severiz. içerken insanin bogazini yakar, içimine doyum olmaz. Bu nedenle biz hardali %2.5 (yani 1/40) koyardik. Babam buna zekat payi derdi. Hardaliyeyi yaparken önce kilerde yerden 30 cm yükseklikte tuglalardan ayak yapar, fiçiyi bunun üzerine oturturduk. Fiçimiz mese agacindan yapilmis demir kasnaklarla çemberlenmis 1.5 m yüksekliginde bir fiçiydi. Tuglalarin üzerine dik oturtulurdu, alt yandan tabana yakin 2 cm çapli musluk görevi gören bir deligi vardi. Bu delik (L) seklinde bir agaç tikaçla tikanirdi. Sizdirmayi önlemesi için de tepesine bir çakil tasiyla vururduk. Hardaliye için yikanmis Papaz karasi ve Pamit üzümlerini kalayli bakir legene koyar temiz ayaklarla üzümleri çignerdim. Babam pörtlenmemis üzüm kalmasin diye beni tembihlerdi. Üzümlerin çignenmesi bittikten sonra legendeki ezilmis üzüm taslarla yerine yerlestirilmis fiçiya 15 cm kadar konur üzerine visne yapraklarindan birkaç kat serilir bunlarindan üzerine dövülmüs hardaliye avuçla dagitilirdi. Daha sonra ikinci kat olarak yine 15cm yüksekliginde ezilmis üzüm konur yeterince visne yapragiyla üzeri kaplanir onunda üzerine dövülmüs hardaliye serpilir. Bu katlar ayni sekilde fiçinin dolmasina 10 cm kalana kadar devam eder. Burada ustalik yeterince hardaliyeyi katlar arasinda düzenli olarak dagitmaktadir. Visne yapragi için belli bir ölçü oldugunu bilmiyorum, usta bunu göz karari ayarlar. Fiçi dolduktan sonra yapraklarinda]? temizlenmis yikanmis asma dallari yay sekline getirilerek ezilmis üzümü yukaridan bastiracak sekilde yerlestirilir. Yukaridan agirlik yapmasi için yikanmis yassi çakil taslari dallarin üzerine konur ve fiçinin kapagi kapanir. Yassi çakil taslan piston görevi yaparak asma dallari ile birlikte üzümleri asagiya iter, asma dallan taslarin düsmesini engeller. Fiçi serin ve gölge bir yerde 20-30 gün bekler bu arada babam 2-3 günde bir fiçinin tikacini gevsetir, asagidan tasla aldigi hardaliyenin rengine, berrakligina, kokusuna ve tadina bakarak kontrol eder ve bu tastaki hardaliyeyi fiçinin kapagini açarak yukaridan yine fiçiya bosaltir. Böylece fiçida sirkülasyon yaratarak hardaliyede homojenligi saglardi. Karincalarin gelmemesi için kullanilan taS yikanarak fiçinin üzerine ters konurdu. Hardaliye besleyici ve lezzetli bir içecek oldugundan'bizim için çok degerliydi. Bu nedenle hardaliye olduktan sonra mesrubat olarak ailece bol bol içer, misafirlere ikram eder ve konu komsuya da dagitirdik. Hardaliyeye su katilmaz, katilirsa kalitesi bozulur. Yalniz fiçidaki hardaliyenin bitiminde fiçiya yukaridan bir miktar su dökülerek hardaliyenin sonu alinir ama buda degersiz oldugundan misafirlere ikram edilmez, aile içinde tüketilir.
Konu komsu deyince aklima eski komsuluklar geldi. Bizim çocuklugumuzda sokagimizda komsularimizla birlikte büyük bir aile gibiydik. Bir yaramazligimizi gören arkadaslarimizin babasi babamiza söylemeden kendi çocuklari gibi bize ögüt verebilir veya cezalandirabilirdi. Ailece görüsülür, hiç kimse ayirilmadan küçükler büyüklere saygi gösterir, büyüklerde küçükleri severdi. Konu Komsu Hakki veya Göz Hakki denen ve bugün kaybolan güzel bir hasletimiz vardi. O günlerde ailelerin geliri daha düsüktü örnegin ceketler eskiyince ters yüz edilir, pantolonlar eskiyince dizleri yamanirdi. Yamamak ayip degildi yirtik gezmek ayipti. Bu nedenle aile bütçesinden meyveye pek para ayrilamazdi. Çogumuzun evi bahçe içinde idi. Herkes bahçesindeki meyveyi, bagindaki üzümü konu komsu ile paylasirdi. Böylece hem herkes degisik meyva yer, hemde kimsenin gözü kimsenin malinda kalmazdi. Ender de olsa manavdan, pazardan evin ihtiyaci kadar meyva alanlar konu komsu hakki veya göz hakki dogmamasi için aldiklarini hasirdan örülmüs içini göstermeyen zenbil denilen çantalara koyarlardi. Zenbilin asli da Senbil dir. Anlami içindekisini sen bil, baskalari görmesin, komsu hakki dogmasin anlamindadir. iste bizler böyle çok güzel degerleri olan bir toplum idik. Bu degerleri yitirmememiz dilegi ile saygilarimi sunuyorum.
devam edecek...
haticekunt@gazetetrakya.com
NE ARAMIŞTINIZ ?
ÇOK OKUNANLAR
-
“Kazakistan'dan daha fazla miktarda petrolü ülkemiz üzerinden dünya pazarlarına ulaştırmayı arzu ediyoruz”
15 May 2026 -
Lüleburgaz Belediyesi 15 bin fideyi vatandaşlarla paylaştı
15 May 2026 -
“Türkiye'nin küresel rekabet gücünü artıracak düzenlemeleri yakın zamanda devreye almayı hedefliyoruz”
23 May 2026 -
Demirköy Şampiyonluk Yolunda Taraftarını Bekliyor
31 May 2026 -
Uzunköprü’de Dallık Coşkusu Yarın Başlıyor
30 May 2026 -
“25 yılımızın her anı hizmet ve eser siyasetiyle geçti”
14 May 2026
ÇOK YORUMLANANLAR
-
Türkiye Üçüncüsü Beren İbrikçi Kırklareli'ni Gururlandırdı!
10 Haz 2026 -
Lüleburgaz Belediyesi’ne Avrupa’dan ödül
14 May 2026 -
Demirköylü Sporcular Muay Thai Şampiyonası'ndan Madalyalarla Döndü!
14 May 2026 -
“Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru'nun ehemmiyeti her geçen gün daha iyi anlaşılıyor”
14 May 2026 -
“25 yılımızın her anı hizmet ve eser siyasetiyle geçti”
14 May 2026 -
“Kazakistan'dan daha fazla miktarda petrolü ülkemiz üzerinden dünya pazarlarına ulaştırmayı arzu ediyoruz”
15 May 2026
Son Yorumlar
- \"KIRMIZI BUĞDAY AYRILMIYOR\": Teşekkürler Uşaktan selamlar doğrusunu öğrendim nihayet...
- Babaeski Kartalları’nda yeni yönetim belli oldu: Bu adamlar ne işe yapar yönetim de mütahit mi fabrika çalışanı mı...
- Yesilyurt Gazetesi sahibi Elmas Cankurt, oglunu evlendirdi: Heyy gidi rahmetli kadir gökçe belediye başkanıyken belediye salonundaki mütavazi düğünümüze davet e...

Bu Habere Henüz Yorum Yapılmadı. İlk Sen Ol