Küresel ekonomik kriz

Ülkemizde bir müddet beri dillerden düsmeyen bir “Küresel ekonomik kriz” konusu aldi basini gidiyor. Onunla yatip onunla kalkiyoruz adeta. Siyasilerden bunun beyanatlarini (söylemlerini) duymasak bile çevremizde yasanan canli olaylar bize her an kendisini hissettirmekte ve varligindan haberdar etmektedir Bu sözlerin yeni yeni yayilmaya basladigi bir zamanda Basbakanimiz Erdogan bu konuda bir açiklama yaparak, “Kriz bizi teget geçecek” demisti. Baska yer ve zamanlarda baska yetkililer, “Kriz çigirtkanligi yapilmasin. Bizim ekonomimiz saglamdir.” Veya “Biz bu krizi, kazasiz belasiz atlatiriz” gibi ilmi verilere dayanmayan ve sadece kamuoyunu rahatlatmaya yönelik açiklamalar yapilmisti. Basligimiza da aldigimiz ifadeyi kelime kelime incelendiginde bu krizin küresel yani dünya çapinda oldugu, ahlaki degil(!), hukuki degil(!), ilmi degil(!), ekonomik boyutlarda oldugudur. Bir de buna kriz adinin verilmesinden anlasilmaktadir ki ortaya çikmasiyla yeryüzündeki (tabii ülkemizde de) bütün insanlar, isverenler, hükümetler ekonomik alanda bir takim zorluklar ve sikintilar çekecekleridir.

HASTALIKTA TESHIS VE TEDAVI

Her hastalikta oldugu gibi sosyal boyutlu ekonomik hastaliklarda önce bazi belirtiler ortaya çikmakta daha sonra bu belirtiler derinleserek, daha çok acitarak ve daha çok inleterek hastayi yataklara düsürmektedir. Allah vermesin hastalik eger dogru tedavisi edilmezse ölüm gibi bir gerçek, hastayi alip götürmektedir. Burada bir seye dikkatlerinizi çekmek istiyorum. “Dogru tedavi yapilmazsa” dedim. Ancak dogru tedavinin yapilabilmesinin en önemli sarti önce dogru teshisin (taninin) yapilmasidir. Teshisin yanlis yapilmasi hastanin tedavi görecegi yerde onun ölümünü hizlandirmaktan baska bir seye yaramaz. O zaman karsimiza doktorun durumu çikmaktadir. Doktor eger pratisyen (daha yeni doktor) ise, bu hastalik onun bransina girmiyorsa veya karsimizda doktor önlügü giymis bir saglik memuru (ne kadar güzel konusursa konussun, etrafina ne kadar hasta toplarsa toplasin) duruyorsa bize hastanin ruhuna simdiden fatiha okumak düsecektir.

KRIZIN GELIYORUM DIYORDU

Aslinda ekonomik kriz, kendini 40 yildir bize göstermeye çalisiyordu ama bizler onu görmemekte ve anlamamakta israr ediyorduk. Her geçen gün her seyin fiyatina zam geliyor biz her seferinde o seyi alirken daha fazla ödüyorduk ama anlayamiyorduk? Maas ve ücretlerimize küçük küçük zamlar yapilirken mal ve hizmetlerin fiyatlarina dev gibi zamlar geliyordu, anlayamiyorduk. Nüfusumuz artiyordu ama yeni is sahalari açilarak bunlara istihdam saglanmadigi için evlatlarimiza is bulamiyorduk, anlayamiyorduk. Bankalar birer ikiser sahipleri tarafindan kasasini bosaltarak hortumlaniyor ve batiyorlardi, anlayamiyorduk. Bunlar devlet garantisi altinda çalistiklari için sonuçta banka zararlari bizim vergilerimizle ödenerek kapatiliyordu, anlayamiyorduk. Daha bunun gibi yüzlerce binlerce örnek her gün gazete sayfalarini ve televizyon ekranlari süslüyordu, anlayamiyorduk. Iste simdi kriz geldi ve bütün agirligi ile üzerimize oturdu. Acaba bari simdi anliyor muyuz? Bence hala anlayamiyor, anlamamakta israr ediyoruz. Eger anlayabilseydik yilarca iktidarda kalarak yoklugu, pahaliligi, issizligi bize bir deli gömlegi gibi giydirenlerin çevresinde, açik hava toplantilarinda bu kadar kalabalik insan toplanabilir, bunlarin havayi döven konusmalarini saatlerce dinler miydik.

KADAYIF’IN ALTI KIZARDI MI

Zaman zaman yaklasmakta olan krizi bizlere haber veren uzak görüslü insanlarimiz oldu. Biz maalesef günlük meselelerle ugrasmaya alistigimiz için o insanlari anlamaya gayret edecegimize, aklimizin almadigi bu konularda onlarla alay etmeye kalkistik. Bunlardan biri de Prof. Dr. Necmettin Erbakan idi. 1979 yillari idi zannederim. Hocamiz TBMM’nde Milli Selamet Partisi gurup toplanti odasinda bir basin toplantisi tertiplemis, oraya basin mensuplarina ikram etmek için de bir büyük tepsi kadayif getirtmisti.

Basin toplantisinin konusu zamlar ve pahalilikti. Konusmasi esnasinda hocamiz; “Hükümetin koydugu zamlar sehirleri ve içindeki halki hemen sarar ve onlara tesir eder. Ancak köydeki insana ulasmasi biraz zaman alir. Köydeki insanin tarlasina ve hayvanciliga bagli olmasi sebebiyle de pahalilik ona geç tesir eder” demisti. Ve hemen yanindaki kadayif tepsisine isaret ederek; “Bu kadayifin kizarmasina gibidir. Kadayifin üstü sehirlerdeki insanlara benzer, atese sürekli temas eden kismidir. Kadayifin alti ise köydeki insanlara benzer. Kadayifin alti üstüne nispetle daha geç kizarir” demisti. Sonra da sormustu; “Bakin bakalim. Kadayifin alti kizarmis mi?” Buradan hocamizin ve diger hazik (uzman) doktorlarimizin ikazlarini duymayan insanlarimiza sesleniyoruz, ne seslenmesi feryat ediyoruz ki artik köylü bitmistir ve kadayifin alti da üstü de yanmak üzeredir. Çiftçilik, hayvancilik, meyve sebze üretimciligi can çekistirmektedir. “Birakin artik pahaliligi - zammi, köyünde icralik olmamis köylü bulmak neredeyse yok denecek kadar azdir.” Sehirlerde esnaf, tüccar, sanayi birbiri arkasina kepenk kapatmakta, geri dönen çekler ve senetler daglar gibi beklemekte, icra daireleri ve mahkemeleri dosyalardan baslarini kaldiramamaktadir.

KRIZIN BELIRTILERI

Ekonomik kriz, birakin teget geçmeyi bizi ta cigerimizden vurmaktadir. Bu gün artik 70 milyon insanimizin % 25’si yani 17,5 milyonu issizdir. Bilhassa yüksek ögrenim görmüs gençlerimiz “diplomali issizler” olarak dumanli kahvehane köselerinde oturmakta altindan kiymetli zamanlarini bosa harcamakta veya sokaklarda avare avare dolasmaktadir. Üretim, imalat, ihracat durma noktasina gelmis mal üretildiginde piyasan alinandan daha pahali hale gelmistir. Paramizin alim gücü düsmüs, maas ve ücretlere yapilan zamlar % 4’ler seviyesindeyken temel ihtiyaç maddeleri mesela dogalgaz % 80 zamlanmis, su zorlu kis gününü insanimiz sogukta geçirmeye mahkûm edilmistir. Açlik kapilarimiza dayanmis vatandasimiz gününü kurtarmanin telasina düsmüstür. Buna bagli olarak yuvalarin yikilmalari artmis, intiharlar, adam öldürmeler çogalmis, soygunlar, hirsizliklar, dolandiriciliklar herkesi caninin telasina düsürmüstür.

 nlaleli@mynet.com

Yorum Yazın

Bu Habere Henüz Yorum Yapılmadı. İlk Sen Ol