Kriz, Para Darligidir

Ekonomik krizin kendini göstermesi; piyasada para darligi, temel girdiler de asiri zamlar, is yerlerinin kapanmasi, geri dönen çek ve senetlerin asiri derecede artmasi, icra ve iflaslar, buna bagli olarak issizligin artmasi ve açlik… Yuvalarin yikilmasi, soygunlar, hirsizliklar, dolandiricilik vakalari… Adam öldürmeler ve intiharlarin artmasi… Ve sosyal hayatin bozulmasi ve sosyal patlamalarin baslamasi… seklinde karsimiza çikmaktadir.

Hükümet yetkililerinin kriz degerlendirmelerinde, “Küresel ekonomik kriz” sözünü kullanmaktadirlar. Yetkililer, bu iste kendilerinin bir suçu olmadiginin sinyalini vermek istediklerinden ve ekonomide yanlis yapiyoruz diyemediklerinden “Küresel ekonomik kriz” sözünün arakasina siginmakta ve krizin sorumlulugunu küresellige yani dünyadaki ekonomik krize endekslenmeye çalisilmaktadirlar. Ve krizin küreselligine gösterebildikleri tek ölçü ise “ihracatimizdaki düsüstür”

Evet, mutlaka bunun da krizimize bir tesiri olmaktadir. Ama bu görünen kriz, istesek de istemesek de yillardir sürdürülen “Kapitalist ekonomik” düzenin artik yürüyememesi anlamina gelmektedir. Ihracat azalmasinin en önemli sebeplerinden birisi, imalatta inputun (girdilerin) yüksek olmasi nedeniyle maliyetlerin yüksek olmasi, o da dünya piyasalarinda rekabet gücümüzü kaybetmemizi getirmektedir. Artik bu ayakkabi ayagi sikmaya baslamistir, ayakkabiyi kalipta büyütmek çalismak bile çare olamamaktadir.

PARA DARLIÄzININ SEBEPLERI

Önce ekonomik krizi doguran sebepleri incelemeye baslayalim. Piyasaya para sürmeye “para arzi” dönen mevcut paraya da ekonomik tabirlerle “emisyon” denmektedir.

Yukarida siralamaya çalistigim ekonomik krizin belirtilerinden anlasilacagi üzere krizin ana sebeplerinden en önemli sebeplerinden birisi piyasada para darliginin yani emisyon azalmasidir. Para darligi; Tüketicinin elindeki para ile yakindan alakalidir. Onun elinde yeteri kadar para olmayinca kendini, mevcut parasiyla temel ihtiyaç maddelerini almaya odaklamakta (gida maddeleri, ilaç ve egitim giderleri gibi) tali(ikinci) maddelerin alimlarini ertelemekte veya durdurmaktadirlar. Mesela halk, ayakkabi, elbise gibi ihtiyaç maddelerini ertelemekte onlara yama ve pençe yaptirarak idare etmeye çalismaktadir. Insaat sektörü durma noktasina gelmis, oglunu evlendirememekte, kizini gelin edememekte onlara ev açarak evi tefris edememektedir v.s.

Halk daha ucuz oldugu için “Çin mallarina” itibar etmekte bu sebeple de yerli sanayi mal satamadigi için çökme noktasina gelmis bulunmaktadir. Halkin, almadigi veya alamadigi bu maddeleri üreten veya imal edenler, satanlar, bunlarin nakliyesini, ambalajlanmasini yapanlar gibi sanayinin bel kemigi kuruluslar mal satamayinca ellerine para geçmemekte böylece is yerlerinin giderleri karsilanamamakta, isçilerine yeterince ücret ödenememekte, borçlarini kapatamamaktadirlar.

Üretim ve imalatta bu para deverani (akisi) zinciri, bir yerden kirilinca buna bagli kurulus ve isletmelerde de para dolasimi durmakta, ekonomik krizler bütün bir toplumu sarmaktadir.

FAIZCILIK, FAKIRLESTIRIR

Para darliginin en önemli sebeplerinden biri, yasal ama haksiz kazanç yoluyla halkin elindeki parasinin alinmasidir. Dünya çapinda bu isler, “faizler” yoluyla yapilmaktadir. Adam bankadan bir isi için kredi çekmis veya senetli - çekli borcunu ödeyememisse hemen karsisina hemen faiz uygulamasi çikmaktadir. Hele adina “temerrüt faiz” denilen bir uygulama vardir ki bu, ödenemeyen faizlerinin de anaparaya çevrilerek onlarin da faizlerinin hesap edilerek borçludan kat kat katlanmasidir. Buna “faizin de faizi…” denmektedir. Bu görünen faizin yani sira bir de görünmeyen faiz vardir ki bundan kimsenin haberi olmamaktadir. Firindan aldigimiz ve çoluk çocugumuzla birlikte yedigimiz ekmegin tohumlugu, gübresi, traktörü, traktörün yedek parçasi ve mazotu, nakliyecinin kamyonu, bugday silosu, un fabrikasi ve onun isletme sermayesi, firin ve onun isletme sermayesi hep bankadan alinan kredilerle yürütülmektedir. Her bir kaleminde kredi faizleri ödenmekte ve bunlar ekmegin maliyetine dâhil edilmektedir. Sonuçta firindan 300 gr.lik bir ekmegi alirken ödenen 60 kurus içerisinde gerçek maliyetin yani sira bu birikmis faizler de ödenmektedir.

FAIZLER MALIYETE GIRMEKTEDIR

Yapilan bir hesapta* 60 kurusluk bir ekmegin 20 kurusu faize, 20 kurusu haksiz vergilere gitmektedir. Ancak kalan 20 kurus gerçek maliyettir. Bunun bir baska sekilde de söylenisi ise; “Ekmegin içerisinden faizler ve haksiz vergiler çikartildiginda ekmek 20 kurusa satilabilecektir” demektir. Ekonomisi faiz uygulamasi içerinde bulunan bütün ülkeler, uyguladiklar faiz orani kadar her yil enflasyonla (fiyatlarin yükselmesi, para degerinin düsmesi) karsi karsiya kalmaktadirlar. ABD’de faiz oranlari % 1,5 kadardir, oradaki yillik enflasyon da % 1,5 civarindadir. Ülkemizde faiz oranlari % 60 -70 civarinda olup buna bagli enflasyon da % 60 -70 kadardir.

“Ama Türkiye’de enflasyonun çok asagilarda oldugu ilan edilmektedir” derseniz, bu halkin alim gücü düsüklügünden dolayi piyasa hareketleri ve mal satislari durgunlasmakta üretici ve imalatçilar borçlarini ödeyerek ayakta kalabilmek için “indirimli mal satislari yapmak” durumunda kalmaktadirlar. Bu uygulama da enflasyon oraninin düsük kalmasina sebep olmaktadir. Bu düsük rakami ilan etmelerinin bir diger sebebi; “Enflasyon hesabina konu edilen ürün ve mallarin” biraz da lüks tüketim mallarindan seçilmis olmasindan kaynaklanmaktadir. Mesela halkin kullandigi dogal gaz ve benzin fiyatlarindaki artislar enflasyona dâhil edilmemektedir. Bir baska önemli sebebi ise; “para degerlerinde ki düsüsler” hesaplara dâhil edilmemektedir. Mesela altin fiyati durmadan yükselmektedir. Altindaki bu fiyat artisi altin madeninde bir degisiklik oldugundan degil para degerinin düsmesin ve alim gücünü kaybetmesinden dogmaktadir.

* Milli Görüs lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan’in ekonomi konferanslari

 nlaleli@mynet.com

Yorum Yazın

Bu Habere Henüz Yorum Yapılmadı. İlk Sen Ol