"Köy Enstitüsü hareketi demokrasinin sözle degil, yasanarak ögrenilebilecegini kanitlamistir"

Köy Enstitülerinin 71'nci kurulus yildönümünü kutlayan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odasi Kirklareli Il Temsilcisi Dr. Erol Özkan, "Köy Enstitüsü hareketi; kendi ülkemizin beyin gücü, yaraticiligi ve yurtseverligi örgütlenerek, toplumun en yoksul çocuklarinin kendi emekleriyle ücretsiz ögrenim görebileceklerini, kit olanaklarla da çagdas egitimin olabilecegini, demokrasinin sözle degil yasanarak ögrenilebilecegini kanitlamistir" dedi. Köy Enstitülerinin kurulusunun 71'nci yil dönümü dolayisiyla bir açiklama yapan TMMOB Ziraat Mühendisleri Odasi Kirklareli Il Temsilcisi Dr. Erol Özkan, geçtigimiz Pazar gününün Köy Enstitülerinin kurulusunun 71. yil dönümünün kutlandigi gün oldugunu belirterek, bu anlamli günün Türkiye'nin çesitli yerlerinde etkinliklerle kutlandigini belirtti. Köy Enstitülerinin kurulus sürecini özetleyen Özkan, hazirliklari 1935'te baslanilan ilk deneme girisimi ise 1937'de gerçeklestirilen Köy Enstitülerinin 17 Nisan 1940'ta 3803 sayili kanunla yasallastigini kaydetti. Köy Enstitüsü sisteminin Cumhuriyet aydinlanmasinin egitim alanindaki en özgün ve en çok ses getiren uygulamasi oldugunu vurgulayan Özkan,  yasa hükmüne göre enstitülerin görevinin sadece köy ögretmeni yetistirmekle sinirli olmadigini, ögretmenle birlikte saglik görevlileri, teknisyenler vb. meslek elemanlari yetistirmeyi hedefledigini söyledi. 
Yasanin yaptigi tanimda, Köy Enstitülerinin kurulusuna temel olan çok önemli gerekçeler bulunduguna isaret eden Özkan, söyle konustu; 
"1935 yilina gelindiginde ülke nüfusunun yüzde 80'inin yasadigi köylerde okul sayisi yok denilecek kadar azdir. Bu okullara kentlerden bulunup gönderilen az sayida ögretmen de köylerde tutunamamakta ve basarili olamamaktadir. Köy insaninin egitim gereksinmesi sadece okuryazarlikla sinirli degildir; bulasici hastaliklarla savasamamakta; üretimini ilkel yöntemlerle yapmaktadir.
 Kurtulus Savasi'nin agir yükünü çeken köylüler henüz demokrasiyi yasatacak cumhuriyet yurttasi niteligine kavusamamistir. Kisacasi köylüler, uygar toplumun tüm nimetlerinden yoksundurlar. 
Tonguç'un (Ismail Hakki Tonguç) 1938'de söyledigine göre "köylüye bir sey ögretebilmek için, ondan birçok sey ögrenmeliydik.
1953 yilina kadar Köy Enstitülerinin ögretim süresi ilkokul üzerine 5 yildir. Ögrencilere yazlari en çok 45 gün izin verilirdi. 1946'ya kadar uygulanan Enstitü programlarinda ögretmenlik bölümünün haftalik ders yükü 44 saattir. Bunun yarisi genel kültür ve meslek derslerine, dörtte biri is ve dörtte biri de tarim etkinliklerine ayriliyordu. Her "Enstitülünün ögretmenlik diplomasinda bir "Is" (demircilik, yapicilik, ev isleri gibi), bir de "Tarim" (meyvecilik, kümes hayvanciligi gibi) "ek" brans olarak belirtiliyordu. 
Enstitülerde tarim ve is derslerinin içerigi, o yörede geçerli tarim türüne ve tarima dayali iskollarina göre, ilgili enstitünün ögretmenler kurulunca belirlenirdi. Bu ders ve etkinlikler mevsimlere göre düzenlenir, enstitünün tüm isleri ögretmen ve usta ögreticilerin rehberliginde ögrenciler tarafindan yapilirdi. Yeni kurulan enstitülere, önce kurulanlar tarafindan "yardim ekipleri" gönderilirdi. Böylece dayanisma, kültürel etkilesim, gezi-gözlem gibi olanaklar saglanirdi. Tüm etkinliklerde köy yasamiyla baglanti kurulur, köyde modern yasamin kurulmasinda ise yarayacak bilgi ve beceriler kazandirilirdi. 
Köy Enstitüsü programi, çok yönlü egitimi benimsemisti. Genel kültür ve beceriler yaninda edebiyat, resim, müzik ve spor gibi etkinlikler, her ögrencinin dogal hakki sayiliyordu. Her sabah güne spor ya da halk oyunlari ile baslanirdi. Egitim yasaminin tümüne sanat, hareket ve yaraticilik egemendi. 
Her ögrencinin bir müzik aleti (genellikle mandolin) çalmasi zorunluydu. Halk kültürünün tüm malzemesi enstitülere tasinip isleniyordu." 
Köy Enstitülerinin sadece okuma yazmayi ve pozitif bilimleri ögreten egitim ögretim kurumlari olmadiginin verdigi egitim ve ögretimle kendini gösterdigini belirten Özkan, "Bu çagdas ögretilerin yaninda sosyal gelismeye ve sosyal faaliyetlere de önem vererek, toplumsal dayanisma ve gelisme bilincinin gelismesine öncülük etmeyi de amaçliyorlardi" diye konustu. 
Köy Enstitülerinin "basarili bir sentezin ürünü" olarak köy insaninin yazgisini degistirmeye yönelik bir hareket oldugunu kaydeden Özkan, sözlerini söyle sürdürdü; 
"Kisacasi, Cumhuriyetin aydinlanma hedefleri, ülke gerçekleri ve çagdas egitim-bilimin verileri arasinda yapilmis basarili bir sentezin ürünü olan Köy Enstitüleri; köy insaninin, bilimin aydinliginda, bilinçli bir liderlikle kendi yazgisini degistirmeye yönelik bir harekettir. 
Köy Enstitüsü hareketi; kendi ülkemizin beyin gücü, yaraticiligi ve yurtseverligi örgütlenerek, toplumun en yoksul çocuklarinin kendi emekleriyle ücretsiz ögrenim görebileceklerini, kit olanaklarla da çagdas egitimin olabilecegini, demokrasinin sözle degil yasanarak ögrenilebilecegini kanitlamistir.
Türkiye kirsalinin kalkinma tarihinde ve köylümüzün aydinlanma bilincinin gelismesinde sanli yerlerini alan bu enstitülerin kurucularina, buralarda yetisen isimsiz kahramanlara sükran duygularimizi ve saygilarimizi iletmeyi bir borç biliriz. Ebediyete ulasmis olanlarin ruhu sad olsun, hayatta olanlara selam olsun."

Yorum Yazın

Bu Habere Henüz Yorum Yapılmadı. İlk Sen Ol