İlk kez geçen sene kayıt altına alınan Edirne Hıdrellez ve Kakava şenlikleri UNESCO Kültür Mirası Listesi'ne girmeye aday. Peki ya bizim şenliklerimiz ?
Edirne Kültür ve Turizm Müdürü İrfan Özcan, yaptığı açıklamada, Edirne'de her yıl 5-6 Mayıs tarihlerinde kutlanan Kakava Şenlikleri'nin UNESCO Kültür Mirası'na girmesi için çalışma başlattıklarını söyledi. Edirne'deki Hıdrellez ve Kakava Şenlikleri'nin diğer illerde yapılan şenliklere göre daha renkli olduğunu ifade eden Özcan,
"Tunca Nehri, bu şenliklerin içinde önemli bir obje olarak yer alıyor. Sarayiçi mevkisinde yakılan Kakava ateşiyle başlayan şenliklerin sabahında, herkes nehir kenarına gidiyor. Bazı vatandaşlar ellerinde su kaplarıyla yüzlerini yıkarken, genç kızlar ise gelinlik veya en yeni elbiselerini giyerek davul zurna eşliğinde oynuyor.
Bazıları ise şafak vaktinde günahlardan arınmak, zinde kalmak ve yılın Bereketli, bolluk içinde geçmesi için yüzüyor" şeklinde konuştu.
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nca şenliklerin geçen yıl ilk kez kayıt altına alındığını hatırlatan Özcan, UNESCO Heyetinin şenliklerde inceleme yaptığını bildirdi.
Özcan, UNESCO'nun yayınladığı Kültürel Miras Listesi'ni takip eden önemli bir kitle bulunduğuna dikkati çekerek, şenliklerin listeye alınmasıyla kente gelen turist sayısının artacağını vurguladı.
"UNESCO Kültür Mirası Listesi'ne girmesi, bu kültürel mirasın daha sonraki nesillere aktarılması açısından çok önemli" diyen Özcan, şenliklerin dünyaya hitap edeceğini sözlerine ekledi.
Edirne'de yaşanılan bu festival atağı tabiri caiz ise uzun yıllar boyunca düzenli olarak ilimizde kutlanan Kakava Şenliklerini adeta öksüz bıraktı. Kültürel ve tarihsel birçok organizasyonu ve damak lezzetini içinde barındıran Kırklareli bu yaşanan sıcak gelişmenin ardından kendini sorgulamaya başladı.
2012 yılına 22'ncisi düzenlenen organizasyon olan Karagöz Kültür Sanat ve Kakava şenlikleri adı değiştirilmeden önce de Kırklareli genelinde Kakava Şenlikleri adı altında kutlanıyordu. Cumhuriyet tarihimizin en eski kültür ve sanat organizasyonlarından biri olan Kakava Şenlikleri daha sonra değiştirilen adı ile çıkıyor karşımıza. Resmi kayıtlara göre 22'ncisi düzenlenen Karagöz Kültür Sanat ve Kakava şenlikleri Kırklareli iline mal olmuş bir kültür ve sanat hareketi olarak tanımlanıyor. Daha öncesinde Şeytan Deresi'nde kutlanan Kakava Şenlikleri daha sonra sırasıyla Vilayet Meydanı ve son olarak Festival Alanına alınmıştı. Genel anlamda değil yöresel anlamda Türkiye içerisinde 60 yıldan fazla bir süredir kutlanan kakava dil, din, ırk ve renk gözetilmeksizin dünyada kutlanılan diğer şenlikler ile eş değerde. Brezilya'da Rio karnavalı, ispanya'da boğaların caddelerin salınması ve Rusya'da kızıl meydan da düzenlenen votka şenlikleri ile tarihsel ve kültürel bakımdan eş değer olarak gösterilen Kırklareli'nde ki kakava şenlikleri: Edirne'nin iş bilen yetkilileri sayesinde Edirne'nin kültürel değeri olarak anılacak gibi görünüyor.
Kırklareli vatandaşı ise yaşanılan bu gelişme sonrasında Kırklareli Kültür Müdürlüğünün görevini tam layıkıyla yapamadığından dolayı serzenişte bulundu. Peki bu düşündüren sonucun asıl sorumlusu kim? Gereken mercilere herhangi bir başvuru yapılmadı mı? Bu önemli kültür faaliyetimiz tam olarak tanıtılmadı mı? Suç Belediye'nin mi, yoksa başka bir kurumun mu? Bu sorular düşündüre dursun, köftesini, hardaliyesini, peynirini henüz markalaştıramayan Kırklareli'nin, daha uzun bir süre festivalini de markalaştıramayacağı olası gözüküyor…
Kırklareli'de Kakava'nın kendine has diyebileceğimiz tarafı kalmadı.Herhangi bir kent festivalinde raslayabileceğimiz kortej yürüyüşleri basmakalıp programlar ve gece konserlerinin nesi farklı kılabilir ki Kakava'yı? Oysa Edirne'de durum bir parça farklı. Kendi köklerinden beslenen ritüellerine "elverdiğince" yer vermeye çalışılıyor. Bizler Kırklarelililer mesela eskiden Şeytanderesi'nde çok daha görkemli ve kendi ruhundan beslenen Kakava kutlamaları yapardık. Kırklareli ve civar yerleşimler akın akın oraya gelir yörenin tüm renklerini görmek mümkün olurdu. Ama ne zamanki şenlikler kent meydanlarına hapsedildi Şeytandresi gibi diğer ilçelerde ve köylerdeki su boyları-mesire yerleri terkedildi yasaklandı Kakava da kendi ruhunu kaybetmeye başladı. Şeytanderesi'nin harfiyat yığınları ile rezil bir görünüme kavuştuğunu söylemeye bile gerek yok. Bu sebeple "Biz niye Edirne gibi olmuyoruz?" diye öksünmek yerine bu kutlamanın biraz daha ruhuna yakın olması ve basmakalıp programlardan uzaklaştırılması gerektiğine inanıyorum.