Birileri bazi seyleri görmezden geliyor
“Bugün ilimizin durumu, ilçelerin durumu gelen destekler ya da geldiklerindeki paylastirmalar gibi sorunlar yasiyoruz. Bunun disinda tabi E-5’in geçisi, binlerce fabrikanin Istanbul ve Anadolu temelli olarak Trakya’ya gönderilisi. Biz burada kendi kibarligimizi bozmadan birseyleri anlatmaya çalisiyoruz. Üzüldügümüz nokta su. Istanbul’a bile ulasamayan bu ses, Ankara’ya gerçekten ulasamiyor. Birileri gerçekten bunu görmezden geliyor. Burada tamamen sosyal yapilanma içinde, meseleyi demokratik kurallar çerçevesinde yillardir anlatmaya gayret ediyoruz. 10 Nisan’daki eylem yine bu noktada planlanmis ikinci bir eylemdir.”
Konuyu Trakya Kalkinma Ajansi’nin gündemine sunacagim
Vali Ali Haydar Öner’de insanlarin kendilerine temiz gelen bir suyu kirleterek akitmak hakkina sahip olmadigini ifade ederek; “Topraga karsi, suya karsi, insanlara karsi haksiz bir davranistir bu. Gerek evsel atiklar, gerekse sanayi atiklari bakimindan sularin kirletilmesi baskalarinin haklarina zarar verici bir davranistir. Çiftçilerin haklarina da zarar veren bir davranistir. Sanayi tesislerinde sifir atik yaklasimi beklenir. Hem girdiler, hem de çiktilar bakimindan, çevreye duyarli sanayilesme temel strateji olmalidir. Bu konu Çevre Bakanligi’mizin da dikkatine sunmamiz gereken bir konu. Ben konuyu Trakya Kalkinma Ajansi’nin gündemine de tasiyacagim. Bundan sonra daha güçlü bir dayannisma içinde olursak, Ergene’yi ve Ergene Havzasi’ni kurtarabiliriz” seklinde konustu.
Kirliligi fabrikalar yaratiyor, devlet tazminat ödüyor
Görüsmenin devaminda Ergene’nin Çakilli Beldesi’nden içilebilir sekilde dogdugunu aktaran Hakan Dedeoglu, ilk olarak Saray’da kirlendigini, sonrasinda Kirklareli ve Edirne’de Meriç’e katildigini oradan da Saroz’a döküldügünü söyledi. Dedeoglu, Ergene’nin uluslararasi sulara kirlilik nezdinde karismasi durumunda tazminat ödendigini açiklayarak; “Bu kirlilik bizim kendimizin yaratmadigi, birilerinin bizim disimizda bu meseleyi yaratarak devlete ödettigi bir tazminat sorununu da ortaya çikariyor. Burada bir aksaklik sözkonusu. O bölgede ortalama 1500 fabrika var. Her gün yeraltindan 5 milyon metreküp gibi bir su çekiliyor ve havzaya dagiliyor” dedi.
Dikkat çekmek istedigi konuyu, Ergene’nin tasmasindan fabrikalarin da istifade etmesi olarak anlatan Dedeoglu sunlari söyledi:
Ergene tasinca da atik bosaltimi sürüyor
“Yagmurlar ve kis sonunda Balkanlar’dan inen dereler, Ergene’yi tasiriyor. Ondan sonra Bulgaristan kapaklari açiliyor. Meriç tasiyor. Meriç tastiginda Ergene ona girme yapamiyor. Geri tepiyor. Ovaya yayiliyor. Bunu da firsat bilen sanayiciler atiklarini bosaltiyor. Bu noktada biz de hem Valilik emriyle, hem de Il Jandarma Alay Komutanlarimizin bir yazisiyla ricada bulunarak, ‘Bunu zaten yapiyorsunuz da, hiç olmazsa su dönemde yapmayin’ diyoruz.”
Tahammül sinirlari asildi
Hakan Dedeoglu konusmasinin devaminda 1999 yilinda TEMA Vakfi olarak noter huzurunda 13 noktada toprak ve su numunesi aldiklarini, suyun içildigi noktadan itibaren Lüleburgaz’in Ovacik Köyü’ne kadar gelerek incelettiklerini söyleyerek son derece kötü veriler elde ettiklerine dikkat çekti. Bölgede su asamada büyük bir rahatsizlik sözkonusu olduguna deginen Dedeoglu, “Bu görmezden gelinerek çözülecek olgusu, artik Trakya’da tahammül sinirini asmis durumda” dedi.
Ergene konusunda ciddi ihmaller var
Dedeoglu’nun konusmalarini büyük bir dikkat ve ilgiyle dinleyen Vali Öner, Avrupa’da sanayi devriminin çok önceleri ortaya çiktigini hatirlatarak, “Biz sanayi devriminde geç kaldik. Ama bunun bize bir yarari oldu. O süreç içersinde çevreye iliskin sorunlar ortaya çikti. Biz sanayilesme süreci içine girdigimizde çevre duyarliligi fikri gelismisti. Ama görüyorum ki Ergene Havzasi’nda bu konuda ciddi ihmaller var.”
Hakan Dedeoglu bunun bilerek yapildigini kaydederek konuyu su cümlelerle detaylandirdi:
Halk, dogruyu ve yanlisi görüyor
“Bir ülkenin Çevre Bakani bu bölgeyle ilgili ifadesinde ‘yüzde 88’i kaçaktir’ deme hakkina sahip mi? Bunu görmezden gelirsek, baska seyleri görmezden gelirsek, sonra da ‘A bunlar da nereden çikmis?’ diyerek, bunun kabulüne dönersek, bu olmuyor. Çünkü biz halk olarak bunu izliyoruz. Dogruyu ve yanlisi görüyoruz. Yetkililerin bunu görmezden gelmesi onlarin, bize olan yüceligini zedeliyor. Sonra ben halkima ne anlatacagim? Bu noktaya nasil gelindi? Birileri ‘hayir’ derken, ruhsati yokken 1. sinif tarim arazilerine fabrikalar doldu. Artik o bölgede çiftlik bile yapamazsiniz.”
Vali Öner’in TRAÇIM fabrikasi ile ilgili ÇED raporu konusunu sormasi üzerine Hakan Dedeoglu sunlari dile getirdi:
Yarginin durdurma kararina ragmen fabrika çalismaya devam ediyor
“13 Temmuz 2004 tarihinde Prof. Dr. Osman Inci tarafindan imzalanan projemiz, Trakya Üniversitesi ile dönemin Çevre Bakani Fevzi Aytekin arasinda Ergene protokolü ile baslayan bir süreçtir. Ancak o imza gününün kisa bir süre öncesi plan, plan degisikligi notlari eklenerek, 43 noktada delindi. Üniversitenin yapmis oldugu protokol geregi böyle bir degisiklik hakki hiç kimsede yok. Çünkü bu imzanin temelinde de olan bir kayit. Åzimdi böyle el çabukluguyla bir sey oldu. Bir de iktidar güçlerinin etkisiyle ‘ÇED gerekli degildir’ raporuyla fabrikanin önü açildi. Bir de buna Il Genel Meclisi üyeleri 25’te 25 ‘evet’ dedi mi! Ondan sonra zaten rizalilik halk üzerinde olustu. 1 ay sonrasinda bizim verdigimiz dilekçe itibariyle oylama yapildi. 25’te 25 olan sey daha sonra 14, 9 ve 2 seklinde yine onay verilir sekilde sonuçlandi. Maalesef bunu söylemek zorundayim. Fabrika aslinda, iktidar yanli arkadaslarimizin ortak çalismalariydi. Dogal olarak yapilmasi o yaniyla engellenemedi. Daha sonra TEMA Vakfi hem ÇED dosyasi, hem de plan degisikligi için 6-7 yil öncesi dava açti. Danistay’da. 2’sini de kazandik. Danistay konusunda sirket yetkilileri Ankara’ya temyize gittiler. Bos döndüler. Buna ragmen fabrika çalisiyor.”
Hakan Dedeoglu süreç esnasinda yasanan çarpici durumlara da açiklamasinda yer vererek, önceleri karsit görüste olanlarin daha sonra kendilerinin savundugu durumlarin yaninda yer aldigini dile getirerek sözü söyle açti:
Önceleri karsi çikanlar, sonra davalara müdahil oldu
“Vize Belediye Baskani ya da oradaki bazi çevreler Sergen dahil, ‘Ya Hakan Dedeoglu her seye karisiyor’ noktasindayken, bugün noldu? Orada Poyrali Köyü var. Toplam 8 köy dava açti. Çünkü onunla bitmedi, yüzlerce tas ocagi gelmeye basladi. Sorun o kadar büyük ki. Vize Belediye Baskani ve diger çevrelerde daha sonra 8 köyün davasina müdahil oldular. Neden oldular? Çünkü 6,5 km mesafeden su kaynaklari var. Onun üstünde patlatmalar yapiliyor. Dogal olarak bu sefer belediye kendisi de dava açti. Bakin ne kadar kisa zamanda terse döndü. O dönemde Sergen Belediye Baskani halihazirda birtakim kamyoncular, otomobilciler ve Il Genel meclisi üyeleriyle bana gelip; ‘Bu ise karisma’ demislerdi. Ben tavrimi her zaman ayni sekilde koymustum. Ilginç olan su. Sergen Belediye Baskani ve oradaki insanlar su an tas ocaklari orada ilave oldugu için karsi durusa geçmisler.”


Bu Habere Henüz Yorum Yapılmadı. İlk Sen Ol