Sayın Başbakan Türk analarından en az 3 çocuk doğurmalarını istemiştir. Bunu Türkiye nüfusunun yaşlanacağı, yaşlı bir toplum meydana geleceği korku ve hesabıyla söylemiştir. Böyle giderse, doğurganlık oranı bugünden çok aşağılara düştüğü takdirde elbet nüfusumuzun çalışması gereken kesimin büyük çoğunluğu yaşlanmış olacaktır. Sayın Başbakanın endişesinin buradan geldiğini sanıyoruz.
Türkiye, Cumhuriyetin ilanından sonra doğurganlığı teşvik etmiş, ödüllendirmiş bir ülkedir. Mesela 6 çocuk yapmış aileler o zamanki para ile 6 lira yol vergisi vermekten muaf tutulmuşlardır. 8 ve daha yukarı sayıda çocuğu olan aileler ise devletten parasal ikramiye almışlardır. Balkanlardan devam eden göç ve doğurganlığın artması sonucu Türkiye'nin nüfusu ve tabii sağlık hizmetlerinin rasyonel biçimde sürdürülmesi nüfusun artması sonucunu doğurmuştur. 1960'lardan sonra ise bunun aksi olan doğum kontrolü gündeme gelmiştir. Bugün itibariyle doğurması gereken kadınların doğumdan kaçındıkları, tek çocukla yetindikleri görülmektedir. Doğal ki bunun çeşitli nedenleri vardır. Örneğin, ailede ekonomik sorunlar bulunması, ülkede işsizliğin giderek artması doğurganlığı büyük ölçüde etkilemiştir. Türkiye'de her yıl bir milyona yakın genç iş hayatına hazır hale gelmektedir. Bunlara iş bulmak için ulusal kalkınmanın en az yüzde 7 veya 8 olması gerekir. Oysa Türkiye bu düzeyde bir kalkınmayı gerçekleştirmekten bugün için uzaktır. Zira dünyada ekonomik kriz vardır ve bu krizin bir hesaba göre 10 yıldan fazla sürmesi beklenmektedir. Bütün bunlar ülkemizde ailelerin çocuk yapma düşüncesini olumsuz etkilemektedir. Ancak bugün için nüfusumuzun yaşlandığı endişesi yoktur. Endişe gelecek için söz konusudur.
Dünya Bankasının araştırmalarına göre, dünyada 100 ülkenin nüfusu yaşlıdır. Türkiye'de ise yaşlılık oranı yüzde 6'dır. Bu nedenle Türkiye, Avrupa'nın en genç nüfusuna sahiptir. Buna karşılık Japonya nüfusunun yüzde 23'ü 65 yaşın üstündedir. Almanya ve İtalya gibi ülkelerin nüfusları da yüzde 20'nin üstünde yaşlanmıştır. Doğurganlığı teşvik bağlamında Almanya ve Fransa gibi bazı Avrupa ülkeleri doğumu özendirme bağlamında bazı çalışmalar yapmakta, genç anaları ödüllendirme yoluna gitmektedirler.
AÇLIĞIN COĞRAFYASI'nda yer alan bir söze göre "ZENGİNİN SOFRASI, FAKİRİN YATAĞI BEREKETLİ OLUR." Buna göre dünyada yoksulluk arttıkça, eğitimsizlik devam ettikçe dünya nüfusu artacaktır. İleri ülkeler bu yüzden işçi alacaklardır. İşçi açığını yabancı işçilerle kapatmaya çalışacaklardır. Belki bu arada gündüz çalışma saatlerini de uzatacaklardır. Bu konuda Türkiye nasıl bir çözüm bulacaktır bilmiyoruz. Şimdilik değilse de önümüzdeki yıllarda Türkiye Doğurganlığı Teşvik sorununu ciddi biçimde ele alacaktır. Vaziyet onu göstermektedir. Zaten Atatürk'ün hayalindeki Türkiye'nin de 100 milyonluk bir Türkiye olduğunu söylerler.
Bu Habere Henüz Yorum Yapılmadı. İlk Sen Ol