YAŞAR NURİ ÖZTÜRK VEDALAŞTI

Bir "Yaşar Nuri Öztürk" gelip geçti bu dünyadan.
Üç sıfatı yakıştırdı kendine bir TV söyleşisinde:
1. İlahiyatçı
2. Felsefeci
3. Hukukçu
Doğrudur. Aynen öyleydi.
İşin ilmî tarafını hep önde tuttu. İlahiyat ilmini en doğru, en mantıklı biçimde değerlendirdi.
Bunları yaparken de hep haklı ve doğru olmaya çabaladı.
Hep doğruları söylemeye gayret etti.
Hiç kimsenin söyleyemediklerini büyük bir cesaretle, alabildiğine yüreklilikle söyledi.
Onun söyleyebildiklerini belki ondan başka hiç kimse söyleyemedi.
Söylediği sözlerden ötürü kızanlar, öfkelenenler çok oldu ama hiç kimse ona dava açamadı, sorgulayamadı, yargılayamadı.
Hele de son yıllar, ülkenin en başta gelen egemenlerine öylesine göndermelerde bulunduğu halde, neden kılına bile dokunulamadı dersiniz?
Çünkü bilerek konuşuyor, tartarak, ölçerek, biçerek konuşuyordu.

Son yıllar kanserle boğuştu öbür taraftan.
Yıllarca kanserli yaşadı.
Yıllarca tedaviyle uğraştı.
Başarabildiği kadar başardı.
Teslim olmadı.
Susmadı.
O durumda yine gereken yerlere gitti ve dili döndüğünce, nefesi çıktığınca konuştu.
Aklı hiç durmadı.
Beyni hep çalıştı.
Hep yorumladı.

Bir gün çekip gitmesi kaçınılmazdı.
Öyle de oldu.
Cenazesi dolup taştı.
Saygınlığına uygun bir cenaze töreni yapıldı.
Halk yaptı.
Devletin umuru olmadı.
Devleti yönetenlerin fıkı çıkmadı, çıtı çıkmadı.

Cenazesinde kadınlar çoğunluktaydı.
Demek ki söyledikleri en çok kadınlar liginde anlam buluyordu. Söyledikleri, kadınları daha fazla ilgilendiriyordu demek ki.

Atatürk gibi insanlar yeryüzüne ender gelir.
Aziz Nesin gibisi de…
Yaşar Nuri Öztürk gibi bir insan da o kadar sık ve o kadar rahat gelmiyor dünyaya.
Bilgili, donanımlı, özgüvenli, yürekli, açık sözlü…

Onu çok özleyeceğiz.
Çok arayacağız.

Yorum Yazın

3 Defa Yorum Yapılmış.

  1. BİZ KENDİSİNDEN RAZI İDİK ALLAH DA ONDAN RAZI OLSUN RUHU ŞAD OLSUN..

  2. Doğru yazıya ne denir...