EDİRNE-KIRKLARELİ NOTLARI

28. 06. 2016 günü Edirne'deydim. Güzel bir yağmur başladı. Lemozan Kızılderili butiğin sahibi Hasip Büke'ye "Çalışkan bir öğrencimdin. Dedeleri konuşalım" dedim. HASİP BÜKE: "Dedeler Varna'dan kaçıp gemiyle İzmir'e gelmişler. Askerlik için Kırklareli'ne gelmiş. Kırklareli'nde eşiyle tanışmış. Anneannem bahçede çiçeklerle konuşurdu. Hayvanları severdi. Dayısı Dr. Fuat Umay Çocuk Esirgeme Kurumu Başkanıydı." dedi. Trakya dünyanın ve Balkanların ruhudur, vicdanıdır. Bulgar ve Yunan zulmünü yaşamıştır. Vatan deyince Uzunköprü'lü Ayşe ninem ağlardı. Özümüze sahip çıkalım.
Edirne Saraçlar Çarşısında Peynirci Ali'nin Tahtakale Bakliyat, Baharat dükkânı var. Peynirci Ali Koçyiğit'e "Nerelisin, dükkanı güzel toplamışsın her şey var. Ahşap dokuda her şey güzel duruyor." dedim.
ALİ KOÇYİĞİT: "Pehlivanköylüyüm." dedi.
1910 yılında Pavli Panayırı Pehlivanköy'de her yıl sonbaharda kutlanır. Son gidişimde güzel bir yazı yazmıştım. Yerel yazarları seven, değer veren toplumlar ayakta kalacaktır. On yıldır Trakya'yı gezip yazıyorum. Trakya'nın dününü, bugününü yazmayı seviyorum. Peynirci Ali'nin dükkânının yanında Dibek Kahvesi var. Kumda Kahve yapılan yer eskiden GAZİBABA meyhanesiydi. Birkaç kez takılmıştım. Emekli öğretmen Beyazıt Sansı GAZİBABA şiirini yazıp duvara asmıştı. Dibek kahveyi içerken kahveci genç:
"Her gün bir kahve
Derde deva
Yârim yüreğine elveda" dedi.
Bir mekândayım. Sevda şarkıları okunuyor bir televizyonda. Gözlerim, ruhum hicranda. Sen geldin aklıma…
Kırklareli'nde kafelerde kahve içilir. Gençler muhabbet eder. Dibek kahvenin yanında Taşbebek ve Bir mola kafeleri açıldı. Sandalyeleri rengârenk.
Kırklareli, Edirne, Tekirdağ sevdiğim kentlerdir.
Edirne'de Haber Gazetesi (28.06.2016’da): "Kırkpınar Yağlı Güreşleri Antalya EXPO2016'da tanıtıldı. Vatandaşlar güreşçilerimiz ile hatıra fotoğrafı çekildi." Edirne Balıkçılar Çarşısında, polis parkının yanında Karaağaç'tan getirilen sebzeler satılır. Karaağaç Edirne'nin sebze bahçesidir. Hikmet dayımlar yıllar önce Karaağaç'ta oturmuşlardı. Yaz yağmurundan sonra hava güzelleşti. İki güvercin tur atıyor. Emekliler muhabbette. Parkta çay bir lira ve güzel. Edirne'nin Badem Karamel helvası güzeldi. ÖZ_EL helvaları balıkçılar çarşısında Helvacı Ufuk: “Dedeler Bulgaristan'dan çok eskiden gelmişler.” dedi. Kemal Ustanın tava ciğeri güzeldi. Tarihi Edirne Lezzetleri Arslanzade'nin bir bayisinde Kırklareli hardaliyesi satılıyordu. Badem ezmesini çok severim. Arif Meriç usta Arslanzade ürünleriyle seviliyor.
Edirne tarihi sevimli bir kent. Tarihi Ali Paşa Çarşısında çay ocağı yanındaki bir masada oturup çay içmeyi gelenlerle, esnafla sohbet etmeyi severim. Kırklareli TATSAN HELVA ürünleri de çok güzeldir.
Çorlu Akbank Emlak Konutta tanıştığım Ahmet Uğurlu ile Edirne Akbank'ta karşılaştım. Efendi bir arkadaşımızdır. Edirne'ye her gidişimde Selimiye Arastasında yürümeyi severim. Tarihten gelen bakımlı her çarşı gönlüme gülümser gibidir. Okullar kentini, şehrini yerel tarihini, kültürünü tanıtan etkinlikler yapmalıdır. Doğduğu şehri seven gönüllere selam olsun. Bu yazıyı Kırklareli Kaumur'da Asmalı Kahvede yazıyorum. Yanıma son çömlekçi HÜSEYİN ÇOKAN, pasta ustası Bayram Aslan, Öğretim görevlisi İbrahim Alpay Yılmaz geldi. Çay içip sohbet ettik. Yan masada 1921 doğumlu Mehmet Ali Onay amca var: "Dedem 1888 yılında Kosova'nın Priştine Bucıtırna kazasından Kırklareli'nin İnece nahiyesine gelmişler.
Ben İnece'de doğdum. İnece'de Tarım Kredi'den emekli müdürüm. 95 yaşındayım. Buna şükür." dedi. Mehmet Ali Onay'ın kızı Refiye Onay benim öğrencimdi çalışkandı.

Yorum Yazın

Bu Habere Henüz Yorum Yapılmadı. İlk Sen Ol