AK Parti Kırklareli Milletvekili Selahattin Minsolmaz;“Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile daha güçlü bir meclis teşekkül edecek”

AK Parti Kırklareli 1. sıra Milletvekili adayı Selahattin Minsolmaz, Önadım Medya Grubu’na gerçekleştirdiği
ziyaretinde ülke gündemini değerlendirdi. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile Türkiye’nin daha da güçleneceğini vurgulayan Minsolmaz; “Kriz” denen şeyle bugün yapılmak istenen; AK Parti’ye karşı bir “güvensizlik” algısı oluşturmaktır.  Biz esnafımızı gezdik. İnsanlar işinde gücünde. Böyle bir kriz ortamı kesinlikle yoktur. Türkiye’deki finansal yapı son derece sağlamdır” dedi.
Önadım Haber

AK Parti Kırklareli Milletvekili adayları Selahattin Minsolmaz ve Kadriye Tokat beraberinde İl Başkanı Alper Çiler, Merkez İlçe Başkanı Can Cafer Toklucu ve Kadın Kolları Başkanı Aslı Karakahya ile birlikte Önadım Medya Grubu’nu ziyaret ettiler.
AK Parti Kırklareli 1. sıra Milletvekili adayı Selahattin Minsolmaz ziyaret esnasında ülke gündemine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.
Minsolmaz; “Bir referandumu yakın zamanda yaşadık. Seçim çalışmalarımızda hep şunu söylüyorduk; “Türkiye’de Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile daha güçlü bir meclis teşekkül edecek.” Muhelefet Meclisin etkin olmayacağını, yeni sistemde pek fazla Meclisin işi olmayacağını ima ediyor. Hatta kuvvetler ayrılığı ilkesinin zedeleneceğini söylüyor. Bizler bilakis tam aksine kuvvetler ayrılığının çok daha güzel olacağını, çok güçlü bir meclisi olacağını, çok güçlü bir hükümetin, çok güçlü ve bağımsız bir yargının olacağını belirtiyoruz. Dikkat ederseniz muhalefet, az sayıda Milletvekili çıkarmak için AK Parti ve Cumhur İttifakını engellemeye çalışıyor. Çünkü Milletvekilliği ve Meclis çok önemli. Bizim sloganımız; ‘Güçlü Meclis, Güçlü Hükümet, Güçlü Türkiye” dedi.
“Artık ülkede koalisyon olmasın”
Milletvekili Minsolmaz açıklamalarına şöyle devam etti; “Artık 600 Milletvekili olacak. Yasama faaliyetleri Mecliste Milletvekillerinden gelen yasa önerileri ile görüşülecek. Daha önce yasalar bakanlıklar ve bürokratlardan hazırlanıp, geliyordu. Şimdi, 600 tane Milletvekilinden teşekkül alacak Meclis artık etkin bir yasama faaliyeti yapacak. Sadece bakanlıklardan gelen değil, direkt olarak Milletvekilleri gerek bölgelerine, gerekse Türkiye’nin geneline şamil olacak yasa teklifleri hazırlayacak. İşte bu çok önemli. 15 Temmuz gibi bir hain darbe teşebbüsünü, saldırısını hep beraber yaşadık. Daha sonra bunun mücadelesi 30 gün boyunca Demokrasi Nöbetleriyle yapıldı. İşte bu 16 Nisan referandumu; Milletin kaderini tayin ettiği, 15 Temmuz’daki hain darbe girişimine karşı gösterdiği mücadelenin, Millet olarak Mecliste verdiği siyasi cevabıdır. Dedik ki; ‘Artık ülkede koalisyon kesinlikle olmasın.”
“Amacımız yüzde 51’lere ulaştırmak”
Biz AK Parti hükümeti olarak, partimizin Milletvekilleri olarak yasal düzenlemelerle kendi çıtamızı kendimiz yükselttik. Bildiğiniz gibi AK Parti girdiği 12 seçimin hepsinde birinci parti olmuştur. Bir tek 7 Haziran seçimlerinde tek başına iktidar olamadı. Ama yüzde 34’lerle, 40’larla, 41’lerle de iktidar oldu. Şimdi amacımız yüzde 51’lere getirmek. Artık güçlü hükümetler olsun, koalisyonlar olmasın. Çünkü koalisyon; ekonomik ve siyasi sıkıntılar oluşturup, ekonomik krize yol açıyor.
“Topla tüfekle yapamadıklarını, finans yoluyla yapmaya
çalışıyorlar”
Önemli bir seçimin arifesindeyiz. Ve bugün de gerek dışarıda, gerek içerde bazı terör yapılanmalarının bir ekonomik saldırı faaliyetti içerisinde olduklarını görüyoruz. 15 Temmuz’da başarılı olamadılar, 17-25 Aralık’ta başarılı olamadılar, Gezi Parkında başarılı olmadılar, hiçbir süreçte başarılı olamadılar. Bu kez ekonomik anlamda saldırıya geçtiler. Bugünlerde Türkiye’de normal olmayan iç dinamiklerin, iç potansiyelin aksine bir takım ekonomik göstergelerle makro dengeleri bozma çabası var, döviz üzerinden. Ama Allaha şükür bunlara karşı devletimiz gereken müdahaleyi yapıyor. Burada önemli olan nokta; ‘Orman yansın, benim yumurtam pişsin’ diyen muhalefetin bundan medet ummasını halkın çok net görmesi. Halk, Türkiye’ye yapılan bir saldırı karşısında, muhalefetin de Türkiye’nin yanında olmasını istiyor. 15 Temmuz’da millet bunu istedi. Sokağa sadece AK Partililer çıkmadı. Her insanımız meydanlardaydı. O gün tankla, topla tüfekle yapılmak istenen şeyi, bugün dolarla finansla, kurla, altınla yapmaya çalışıyorlar. Bugün bankalar tıkır tıkır çalışıyor. “Kriz” denen şeyle bugün yapılmak istenen; AK Parti’ye karşı bir “güvensizlik” algısı oluşturmak. Biz esnafımızı gezdik. İnsanlar işinde gücünde. Böyle bir kriz ortamı kesinlikle yoktur. Türkiye’deki finansal yapı son derece sağlamdır. Sadece Ramazan ve Kurban Bayramı öncesi emekliye vereceğimiz 1.000’er TL ikramiye, toplam bütçede 25 Milyar TL tutuyor. Ülkemiz 25 sene boyunca 23 Milyar dolar IMF borcunu ödemekle uğraştı. Bir geçmişteki bu durumu, bir de emekliye verdiğimiz bu ikramiyeyi düşünün. Dolayısıyla güçlü bir hükümet bunları yapabilir. 2 ay önce 900 bin vatandaşımızı kadroya aldık. Devlet “tık” demedi. Çiftçi de desteğini alıyor. Sonuç itibariyle Türkiye’nin hem makro anlamda, hem de mikro anlamda ekonomik gücünde herhangi bir sorun yoktur. 2008 yılında Sayın Cumhurbaşkanımız o zaman Başbakan iken pek çok ülkeyi tehdit eden ekonomik kriz bizim ülkemizi “teğet geçecek” demişti. Ve gerçekten de öyle oldu. Şu anda da dünyada bir likitide problemi var. Buna rağmen Türkiye tüm alanlarda gelişmesini sürdürüyor.” 

Yorum Yazın

1 Defa Yorum Yapılmış.

  1. tamam mı devam mı en kara günlere 04 Haziran 2018 Pazartesi 21:57:59

    "Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi" yakın tarihte Hitler Mussolini Franko ve Salazar tarafından avrupada tam anlamıyla uygulanmış ve nihai sonuç olarak ~60 milyon ölü ve şimdiki ırak veya suriye misali yıkılmış ülkeler bırakmıştı ardında. Atatürk'ün kurup onbeş yılda çağdaş uygarlığa erişerek ve hızla onun daha ilerisine doğru yol alan Türkiye Cumhuriyeti ve onun en ideal parlamenter demokrasisi çapsız ve liyakatsiz türedi politikacılarca ve onların maşaları dinci kinci ümmetçi unsurlarınca emperyalizm adına yıkılmamış olsaydı Türkiye şimdilerde dünyanın en saygın ve gelişmiş ülkeleri arasında olacaktı tam iflasın eşiğindeki ülkeler arasında değil.